Gündelik hayat içinde çoğu zaman önemsenmeyen ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları, sonraki yıllarda telafisi mümkün olmayan sağlık problemlerine neden olabiliyor. Ağız ve diş sağlığı alanındaki uzmanlar; ortodontik uygulamalardan gömülü yirmilik dişlere, sosyal medya aracılığıyla yaygınlaşan yanlış beyazlatma uygulamalarından tütün tüketimine uzanan çok sayıda önemli başlığı ele alarak, ağız sağlığının sadece estetikle ilgili bir konu değil, bütün vücudun sağlığına doğrudan etki eden yaşamsal bir süreç olduğunu vurguladı.
Dişlerdeki çapraşıklık çoğunlukla sadece görünümle ilgili bir sorun sayılmasına karşın, ortodontik tedavi ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek diş eti hastalıkları ile eklem sorunlarının engellenmesinde belirleyici bir işlev üstleniyor. Uzmanlara göre ortodonti, yalnızca estetik amaçlı yapılan bir işlem olmanın ötesinde, erken çocukluk çağından başlayarak doğru çiğneme işlevinin ve ağız temizliğinin sağlanması açısından bir gereklilik taşıyor.
Ortodonti muayeneleri aksatıldığında yüz yüksekliğinde değişiklik oluşabildiğine, solunum yollarının bundan olumsuz etkilenebildiğine ve nefes almakta zorluk yaşanabildiğine işaret eden uzmanlar, çocukluktan başlayarak sürdürülen düzenli hekim muayenelerinin gelecekte ortaya çıkabilecek eklem sorunlarını ve diş taşı oluşumuna bağlı problemleri engellediğini ifade ediyor.
Tütün ürünlerinin hiçbirisi zararsız değil Son dönemde kullanımı hızla artan elektronik tütün ürünleri de geleneksel tütün ürünleri gibi ağız sağlığı açısından tehdit oluşturmayı sürdürüyor. Diş Hekimi Selenay Özer, tütün kullanımının ağız içindeki dokularda neden olduğu hasara işaret ediyor. Dt.
Selenay Özer, tütün ürünlerinde başlıca tehlikenin ağız içine alınan sıcak duman ve buhar olduğunu vurgulayarak, bunun diş etlerinde bulunan damarları güçsüzleştirip kanlanmayı düşürdüğünü ve diş etlerinin beslenmesini azalttığını söylüyor. Uzun yıllar tütün ürünü tüketen kişilerde diş etlerinde morarma, dişlerde sararma ve zaman içinde protez kullanımını gerektirebilecek düzeye ulaşan kalıcı tahribat ortaya çıkabiliyor.
Gömülü yirmilik dişler sessizce bekleyen saatli bombaları andırıyor Ağrıya neden olmadıkça işlem yapılmasına gerek bulunmadığı sanılan gömülü yirmilik dişler, arka bölgedeki diğer dişlere baskı uygulayarak ağız yapısının tamamını riske atabiliyor. Çoğunlukla 16 ila 20 yaşları arasında ortaya çıkan yirmilik diş sorunlarına müdahalenin ertelenmesi, dişlerin diziliminde geri döndürülemeyecek bozukluklar meydana getirebiliyor.
Ortodontik tedavi alan ya da diş teli takan kişilerde söz konusu riskin katlanarak yükseldiği, hekimin zamanında müdahale etmesinin ilerleyen dönemde görülebilecek yoğun ağrıları ve ortodontik kayıpları engelleyeceği ifade ediliyor. Evde yapılan diş beyazlatma uygulamaları diş minesini tahrip ediyor Diş Hekimi Mert Serhat Özgür, sosyal medyanın yönlendirmesiyle ev ortamında karbonat, limon ya da internet üzerinden satın alınarak bilinçsizce kullanılan ürünlerle diş beyazlatma alışkanlığına karşı uyarıyor.
Dt. Mert Serhat Özgür, evde başvurulan karbonat ve limon gibi asit içerikli uygulamaların diş minesinde aşınma yarattığına dikkat çekerek, bu uygulamalar sonucunda kalıcı aşınmaların, ileri düzey diş hassasiyetinin ve keskin ağız kokularının gelişebildiğini belirtiyor. Diş beyazlatmanın kesinlikle uzman gözetiminde, profesyonel klinik koşullarında gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Diş kaybı yaşamak için çürük olması gerekmiyor Ağız sağlığı söz konusu olduğunda en yaygın bilinen risk çürükler olmakla birlikte, dişlerde çürük bulunmadan da kayıplar meydana gelebiliyor. Diş Hekimi Fatih Bayar, diş minesinde ve çevresindeki dokularda sessizce erimeye yol açan unsurları şu şekilde anlatıyor: Toplumda diş taşı temizletmenin zararlı olduğuna ilişkin düşüncenin bütünüyle hatalı olduğunu vurgulayan Bayar, uzaklaştırılmayan diş taşlarının dişi çevreleyen kemik dokusunu tahrip ettiğini ve çürük bulunmasa bile diş kaybına neden olduğunu belirtiyor.
Hatalı diş fırçalama yöntemlerinin diş eti çekilmesi ve kemik kaybı yarattığını ifade eden uzmanlar, uyku sırasında tükürük akışındaki düşüşün ağzın kendini doğal biçimde temizleme işleyişini güçsüzleştirdiğini, dolayısıyla uyumadan önce dişlerin, dilin ve yanak çevresinin eksiksiz temizlenmesinin büyük önem taşıdığını bildiriyor.
Hekimler, yumuşak yiyecekler ile hazır gıdaların dil üzerinde bıraktığı kalıntıların koku oluşturduğunu belirterek, diş fırçalarının arka bölümündeki pürüzlü kısımlar ya da eczanelerde satılan dil temizleme aparatları kullanılarak dil temizliğinin aksatılmaması gerektiğini hatırlatıyor. Bütün yirmilik dişlerin mutlaka çekilmesinin gerekmediği, buna karşılık çenenin dar olduğu durumlarda veya yanındaki dişlerin köklerine zarar verme ihtimali ortaya çıktığında uzman gözetiminde çekim yapılması gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar aynı çağrıda buluştu Ağız ve diş sağlığı için en uygun yolun, evde bilinçsizce başvurulan uygulamalar ya da duyuma dayalı bilgiler yerine, en az 6 ayda bir diş hekimine düzenli olarak muayene olmak olduğu bir kez daha vurgulandı.


